İnfertilite nedir?   İnfertilitenin diğer bir adıyla kısırlığın tanımı genellikle 12 aylık, iyi zamanlanmış, korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik oluşmaması olarak yapılır. Bu tanımlama kadının 36 yaşından küçük olduğu, daha öncede infertilite hikayesi bulunmayan çiftler için geçerlidir. Eğer kadın partner 35 yaşından büyükse ve 6 ay boyunca gebe kalamadıysa, infertilite konusunda uzman bir hekim ile görüşmeli ve tedavi seçenekleri düşünülmelidir. 39 yaşının üzerindeki kadınlar ise 3 aylık denemeler başarısız olduğu takdirde hemen bir uzmana danışmalı, araştırma ve tedaviye başlanmalıdır.

Kısırlığın sebebini belirlemek için, üreme sağlığı uzmanı tarafından detaylı bir değerlendirme yapılması şarttır. Bazı sık görülen sağlık problemleri ve ilaçlar da gebeliği engelleyebilir.  Bazı vakalarda ise infertilite yalnızca geçici bir durum olabilir. Yaşam tarzı (kötü alışkanlıklar), kötü beslenme, toksinler, çevresel etkiler nedeniyle geçici bir süre infertilite görülebilir. Hatta bazen infertilite sebebi yalnızca cinsel ilişkilerin zamanlamasının kötü yapılmasıdır.

İnfertilite tipleri:  İki tür infertilite vardır:

Primer infertilite: Daha önce gebe kalmamış kadınlarda görülen infertilite tipidir. Kısırlıktan muzdarip çiftlerin yaklaşık %40’ını oluşturur.

Sekonder infertilite:  Daha önce gebeliği olan kadınlarda görülen infertilite tipidir. Gebeliğin canlı doğumla sonuçlanıp sonuçlanmaması önemli değildir. Kısırlık vakalarının yaklaşık %60’ı bu kategoriye girer.

Hem erkekler hem de kadınlar infertiliteye yol açacak sağlık sorunlarına sahip olabilirler. Aslına bakarsanız infertilite vakalarının neredeyse yarısına yakını erkeklerden kaynaklanmaktadır.

Sterilite nedir?   Sterilite, çocuk sahibi olma yetisinin kesinlikle olmamasıdır. Steriliteye yol açan birçok neden olabilir. Genetik bozukluklar, yapısal bozukluklar veya cinsel organların yoklukları, yaralanmalar sonrası gelişen komplikasyonlar, cerrahi operasyonlar veya hastalıklar steriliteye yol açabilir. Bazen kanser gibi hastalıklarda üreme organlarının cerrahi operasyonlar ile alınması gerekebilir, bu da steriliteye yol açar. Bu durumdaki çiftler için yumurta ve sperm bağışlama, taşıyıcı annelik veya evlat edinme gibi alternatif seçenekler sunulabilir.

KISIRLIĞIN ARAŞTIRILMASI
İlk yapılması gereken test semen analizidir ve 2 ay aralıklarla en az iki defa tekrarlanmalıdır. Semen analizi normal ise erkekte sorun yoktur. Semen analizi normal olan bir erkeğin muayenesine gerek yoktur. Normal semen analizi ile beraber olan testis damarlarının genişlemesi yani varikoselin kısırlığa katkısı olamayacaktır.Semen analizi ile eş zamanlı olarak kadının yumurtlayıp yumurtlamadığına bakılmalıdır. Bu amaçla adetin 19-21. günleri arasında basit bir hormon tahlili (progesteron) yapılabileceği gibi ultrason takipleri veya idrarda LH ölçümleri de yapılabilir. Düzenli adet gören kadınların %95′i normal olarak yumurtlarlar.

Kadında en önemli testlerinden biri yumurtalık kapasitesinin saptanmasıdır. Bunun için adet döneminde Vajinal yolla bir ultrason yapılarak yumurtalıklar içindeki primordial foliküller (içinde yumurta barındıran minik kistler) sayılır. İki yumurtalıkta toplam 6 taneden az primordial folikül varsa yumurtalık kapasitesi azalmış demektir. Kadınlar da yumurtalık kapasitesi 37 yaşından itibaren azalmaya başlar ve 44 yaşından sonra kadının çocuk sahibi olabilmesi çok zorlaşır. Bazen yumurtalık kapasitesi daha erken azalır. özellikle ailesinde erken menopoz olan kadınlarda, daha önce yumurtalıklarından kist aldırmış olan kadınlarda, tek yumurtalığı alınmış olan kadınlarda, endometriosis öyküsü olan kadınlarda, genç kısır çiftlerde ve tekrarlayan düşükleri olan çiftlerde yumurtalık kapasitesinin çok dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerekir.

Semen analizi, yumurtlaması ve yumurtalık kapasitesi normal olan çiftlerde kadının tüplerinin açık olup olmadığı araştırılır. Bunun için rahim tüp filmi (HSG-histerosalpingografi) çekilmesi gerekir. HSG basit ve çoğu zaman ağrısız bir işlem olmasına rağmen teknik olarak ilacın hızlı ve basınçlı verilmesine bağlı rahimde kramplar yapabilir. İşlem adetinin bitiminden hemen sonra yapılmalıdır. Bu şekilde rahim içi daha iyi görülür ve yumurtlama döneminden sonra olabilecek çok erken bir gebelik olasılığı ortadan kaldırılır. HSG ile rahim iç boşluğu ve tüpler değerlendirilir. Tüplerin açık olup olmadığı ve kapalı ise hangi seviyede kapalı oldukları anlaşılabilir. özellikle tek tüpün rahme bitişik olduğu yerden kapalı olması durumu bazen ilacın basınçlı verilmesi sonucunda tüpte kasılma olmasına bağlıdır. Bu durumda gerçek değil yalancı bir tıkanıklık vardır. HSG ile karın içindeki yapışıklıkları ve bunların şiddetini anlama olasılığı azdır. HSG tüplerin açık olup olmadıkları hakkında bilgi verdiği halde tüplerin işlevi hakkında bilgi vermez.

Öyküsünde ve fizik muayenesinde herhangi bir bulgusu olmayan kadınlarda karın içinin bir teleskop yardımı ile gözlenmesine olanak tanıyan laparoskopi adı verilen bir işlem yapılabilir. Laparoskopi eskiden çok sık kullanılan bir teknik olmasına karşın bugün özellikle tanısal anlamda kullanımı oldukça kısıtlanmıştır. Biz laparoskopiyi ancak tedavi edici anlamada öneriyoruz.

Kısırlık araştırmalarında kullanılan ancak önemi tam olarak kanıtlanmamış testler de vardır. Bunların arasında immunolojik araştırmalar (antisperm antkorları) ve postkoital test (ilişkiden sonra rahim ağzındaki sıvının spermlerin varlığı açısından incelenmesi) sayılabilir. Kısırlığın araştırılmasında minimalist bir yaklaşım öneriyoruz. Gereksiz testler yapılması hem zaman hem de para kaybına yol açacaktır.

Tüp Bebek ve Kısırlık Tedavisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Doktora Sor

Doktora Sor